İNGİLİZCEDE ZAMİRLER (PRONOUNS)

Sedat Gündüz 16/02/2013 0
İNGİLİZCEDE ZAMİRLER (PRONOUNS)
 
Zamirler isimlerin yerine kullanılan sözcüklerdir.

personal pronouns şahıs zamirleri
I ben
You sen
He o
She o
It o
We biz
You siz
They onlar


İngilizcede Türkçedeki “o” zamirini karşılayan üç ayrı sözcük vardır.
Bunlar kadınlar için kullanılan she, erkekler için kullanılan he, hayvan, bitki ve cansızlar için kullanılan it sözcükleridir.

You sözcüğünün ise Türkçede hem “siz” hem de “sen” anlamı vardır.

I am student. Ben bir öğrenciyim.
You are learning English. Sen İngilizce öğreniyorsun.
He isn’t a teacher. O bir öğretmen değildir.
She went to the cinema. O sinemaya gitti.
It is a dangerous animal. O tehlikeli bir hayvandır.
We stayed at a small hotel. Küçük bir otelde kaldık.
You didn’t understand me. Siz beni anlamadınız.
They are very expensive. Onlar çok pahalıdır.


şahıs zamirlerinin -i/-e hali
Cümlenin tümleci olarak fiilden sonra yer alacak şahıs zamirleri -i, -e halinde şahıs zamirleridir.

Me beni, bana
You seni, sana
Him onu, ona
Her onu, ona
It onu, ona
Us bizi, bize
You sizi, size
Them onları, onlara
Edward likes them. Edward onları sever.
The teacher knows me. Öğretmen beni tanır.
My father didn’t see her. Babam onu görmedi.
The soldiers killed him. Askerler onu öldürdüler.
The man didn’t remember us. Adam bizi hatırlamadı.

Şahıs zamirinin yanında bir isim de olabilir. Bu durumda zamir isimden önce alır.

Hilda gave me an apple. Hilda bana bir elma verdi.
I told her a story. Ona bir hikâye anlattım.
The woman showed us her cat. Kadın bize kedisini gösterdi.


Fakat bu cümlelerdeki ismin yeri değişirse zamir önüne to, for gibi edatlar alarak isimden sonra gelir.

Hilda gave me an apple. Hilda bana bir elma verdi.
Hilda gave an apple to me. Hilda bana bir elma verdi.
My father brought a ball for him. Babam onun için bir top getirdi.


Cümledeki isim yerine de zamir kullanılmışsa, yani cümlede iki tane –i, -e halinde zamir varsa ikinci zamir önüne to, for gibi bir edat getirilir.

The girl gave it to me. Kız onu bana verdi.
Betty cleaned them for us. Betty onları bizim için temizledi.
I can’t wash it without her. Onu onsuz yıkayamam.


It zamirinin diğer kullanımları
Cinsiyetin bilinmediği durumlarda baby, child isimleri yerine.

The baby was in the bed. It was crying.
Bebek yataktaydı. Ağlıyordu.

Hayvanlardan söz ederken bunların cinsiyeti belli ise it yerine cinsiyetine göre she veya he kullanılır.

She is my cat. Mr. Green gave her to me.
O benim kedimdir. Onu bana Bay Green verdi.

2. Zaman, hava, mesafe, ısı ile ilgili cümlelerde özne olarak.

It is cold today. Bugün hava soğuk.
Is it sunny or cloudy? Hava güneşli mi yoksa bulutlu mu?
It is raining. Yağmur yağıyor.
What time is it? Saat kaç?
It is seven o’clock. Saat yedi.
What’s the date? Tarih ne?
It’s Friday. Cuma.
How far is it to İstanbul? İstanbul ne kadar uzaklıktadır?
It is a long way to Antalya. Antalya yolu uzundur. (Antalya’ya çok mesafe var.)


3. It zamiri, bir çok yapıda geçici özne olarak görev görür.

It is difficult to get up early. Erken kalkmak zordur.
It is a pity that you can’t pay by credit card. Kredi kartı ile ödeme yapamaman yazık.


Possessive pronouns / iyelik zamirleri

Mine benimki
Yours seninki
His onunki
Hers onunki
Its onunki
Ours bizimki
Yours sizinki
Theirs onlarınki


His sözcüğü hem “onun” hem de “onunki” anlamını verir.
Cansız ve hayvanlar için olan its iyelik sıfatının, iyelik zamiri olarak kullanılacak bir şekli yoktur.

This is my book. Bu benim kitabımdır.
This book is mine. Bu kitap benimkidir.
Your house is new. Senin evin yenidir.
Yours is new. Seninki yenidir.
Where is his hat? Onun şapkası nerededir?
Where is his? Onunki nerededir?
Her name is Betty. Onun adı Betty’dir.
Hers is Gloria. Onunki Gloria’dır.
This isn’t our car. Bu bizim otomobilimiz değildir.
This isn’t ours. Bu bizimki değildir.
Your shoes are new. Sizin ayakkabılarınız yenidir.
Yours are old. Sizinkiler eskidir.
Are these their toys? Bunlar onların oyuncakları mıdır?
Are these theirs? Bunlar onlarınki midir?


İyelik sıfatlarını daima bir ismin izlemesi gerektiği halde iyelik zamirlerinin anlamı içinde isim anlamı da bulunmaktadır.

These are my dresses, but those are hers. Bunlar benim elbiselerimdir, fakat şunlar onunkilerdir.
Ours is better than their garden. Bizimki onların bahçesinden daha iyidir.
Her umbrella is old. Mine is new. Onun şemsiyesi eskidir. Benimki yenidir.


of + iyelik zamiri

Edward is a friend of mine. Edward benim bir arkadaşımdır.
This is a book of hers. Bu onun bir kitabıdır.


Deflexive and emphasizing pronouns
Dönüşlü ve pekiştirme zamirleri

myself kendim
yourself kendin
himself kendi
herself kendi
itself kendi
ourselves kendimiz
yourselves kendiniz
themselves kendileri

 

He killed himself. Kendini öldürdü.
I cut myself. Kendimi kestim.
She washed herself. Kendini yıkadı.
They saw themselves in the mirror. Aynada kendilerini gördüler.
We blamed ourselves for the accident. Kaza için kendimizi suçladık.


Dönüşlü zamirler fiili izleyen bir edattan sonra da gelebilirler.

He spoke to himself. Kendi kendine konuştu.
They look after themselves. Kendilerine bakarlar.


Dönüşlü zamir pekiştirme zamiri olarak kullanıldığında özne üzerinde pekiştirme yapar.
Bu durumda öznenin hemen yanında yer alır.

He himself carried the armchair. O kendisi (bizzat kendisi) koltuğu taşıdı.
Mary herself answered the letter. Mary kendisi (bizzat kendisi) mektubu yanıtladı.


Bir cümle içindeki herhangi bir isim pekiştirme yapılacağı zaman pekiştirme zamiri bu ismin hemen yanında yer alır.

I spoke to the priest himself. Bizzat rahiple konuştum.

By adatı ile kullanılan dönüşlü zamirler cümledeki fiilin gösterdiği eylemi öznenin kendine, kimsenin yardımı olmaksızın yaptığı anlamını verirler.

by myself kendi kendime
by himself kendi kendine
by ourselves kendi kendimize
by themselves kendi kendilerine

 

She learnt English by herself. Kendi kendine (kimsenin yardımı olmaksızın) İngilizce öğrendi.
You can carry the suitcase by yourself. Bavulu kendi kendine taşıyabilirsin.
I painted the walls by myself. Duvarları kendi kendime boyadım.


Cümlenin fiili geçişsiz bir fiilse by ile kullanılan zamir “tek başına, yalnız” anlamını verir.

He waits in the room by himself. Odada tek başına bekler.

Demonstrative pronouns / işaret zamirleri
İşaret sıfatı olarak kullanılan this, that, these ve those işaret zamiri olarak da kullanılır.

This bu
These bunlar
That şu
Those şunlar

 

This chair is mine. Bu sandalye benimkidir.
This is mine. Bu benimkidir.
That girl is a nurse. Şu kız bir hemşiredir.
That is a nurse. Şu bir hemşiredir.
This is my sister. Bu benim kız kardeşimdir.
These are new cups. Bunlar yeni fincanlardır.
What is that? Şu nedir?
Those are the teacher’s books. Şunlar öğretmenin kitaplarıdır.
That is betler than mine. Şu benimkinden daha iyidir.
Which house is older, this or that? Hangi ev daha eski, bu mu yoksa şu mu?
They’ll buy these. Bunları satın alacaklar.


Bir seçme veya karşılaştırma anlamı verilmek istendiğinde one işaret zamiri kullanılır.

this one bu, bunu
that one şu, şunu

 

l like this one. Bunu beğeniyorum.
She wants that green one. Şu yeşilini istiyor.
He’ll buy these long ones. Şu uzunlarını alacak.


Interrogative pronouns / soru zamirleri
whom = kimi, kime

Whom did they see? Kimi gördüler?
Whom does she like? Kimi beğenir?
Whom did you sell it? Onu kime sattın?


Whom ile yapılan soru cümleleri whom yerine de who kullanarak yapılabilir.
Bu şekil konuşma dilinde tercih edilir.

Whom did you see? Kimi gördün?
Who did you see? Kimi gördün?


Who = kim

Who came yesterday? Dün kim geldi?
Who is this man? Bu adam kimdir?
Who are those men? Şu adamlar kimlerdir?
Who broke the vase? Vazoyu kim kırdı?


Whose = kiminki
Bu soru sözcüğü hem zamir hem de bir isimle birlikte sıfat olarak da kullanılabilir.

Whose father? Kimin babası?
Whose car is blue? Kimin otomobili mavidir?
Whose is this umbrella? Bu şemsiye kiminkidir?
Whose are those shoes? Şu ayakkabılar kiminkidir?


which = hangisi
Şahıslar ve cansızlar için kullanılabilen which soru sözcüğü hem sıfat hem de zamir olarak kullanılabilir.

Which house? Hangi ev?
Which girl? Hangi kız?
Which house is yours? Hangi ev sizinkidir?
Which schools are for foreigners. Hangi okullar yabancılar içindir?
Which is yours? Hangisi sizinkidir?
Which do you like best? En çok hangisini seversin?
Which of them came first? Onların hangisi ilk önce geldi?


What = ne

What did she drink? Ne içti?
What size is the box? Kutu ne büyüklüktedir?
What happened? Ne oldu?
What paper do you read? Ne gazetesini (hangi gazeteyi) okursun?


What edatlarla kullanıldığında edat genellikle cümle sonuna getirilir.

What do you write with? Ne ile yazarsınız?
What does she drink from? Neden (neyin içinden) içer?


What soru zamiri for edatı ile kullanılırsa “niçin” anlamını verir.
What did she bring the letter for? (Mektubu ne için getirdi?)
What sorusu to be fiili ve like ile kullanıldığında “nasıl, ne biçimde, ne şekilde” anlamını verir.
Bu şekil, eşya ve insanlar için kullanılabilir.

What is the new teacher like? Yeni öğretmen nasıldır? (Nasıl bir kişidir?)
What is the weather like? Hava nasıldır?


What soru sözcüğü bir şahsın mesleğinin ne olduğu sorulurken kullanılan “neci” anlamını da verir.

What is your uncle? Amcanız necidir?
He is a dentist. Diş hekimidir.

  • SO
    Bu sözcükler bir cümleciğin yerini tutabilir.
    Bu şekilde kullanılışları, sorulan bir soruya yanıt verirken sorudaki cümleciği yanıtta yinelememeyi sağlar, so ile sorudaki cümlecik belirtilmiş olur.

    Is it going to be rainy today? Bugün hava yağmurlu mu olacak?
    I think so. Zannederim öyle.
    Are they coming to the meeting? Toplantıya geliyorlar mı?
    I supposeso. Zannederim öyle.
    Did she change her opinion? Fikrini değiştirdi mi?
    I hope so. Umut ederim öyle.


    So ile yapılan cümle hep sorulara verilen bir yanıt değil, söylenen bir söz hakkında fikir bildiren bir cümle olarak da kullanılabilir.

    I think it will be cold tomorrow. Sanırım yarın hava soğuk olacak.
    I’m afraid so. Korkarım öyle.


    So ile verilmiş yanıt cümlelerinin olumsuz hali iki şekilde yapılabilir:
    Birincisi, fiilden önce don’t getirerek,
    ikincisi fiilden sonra so yerine not kullanarak.

    Will they give us any money? Bize hiç para verecekler mi?
    I don’t think so. Sanmam.
    I think not. Sanmam.
    Is this a historical building? Bu tarihi bir bina mıdır?
    I don’t suppose so. Sanmam.
    I suppose not. Sanmam.


  • distributive pronouns / üleştirme zamirleri
  • each = her biri
    Tekil bir anlam taşır.

    We saw two soldiers. Each had a gun. İki asker gördük. Her birinin bir silahı vardı.
    I have some maps. I’ll show you each. Birkaç haritam var. Her birini sana göstereceğim.
    She paid ten pounds for each. Her biri için on paund ödedi.


    <lİ <br=”" biri=”" either=”her”>İki şey için kullanılır.

    Either of these books is useful for them. Bu kitapların her biri onlar için yararlıdır.
    I brought two roses. You can take either. İki gül getirdim. Her birini alabilirsin.

  • Neither = hiçbiri
    İki şey için kullanılır, olumlu cümleyi olumsuz yapar.

    Neither of them is heavy. Onların hiçbiri ağır değildir.
    You’ll like neither. Hiçbirini sevmeyeceksin.

  • Everyone, everybody = herkes
    Anlamları çoğul görünmesine karşın tekil fiil ile kullanılır.

    Everyone likes this town. Herkes bu kasabayı sever.
    Everybody is ready. Herkes hazırdır.

  • Everything = her şey
    Anlamı çoğul görünmesine karşın tekil fiil ile kullanılır.

    Everything is expensive in this shop. Bu dükkânda her şey pahalıdır.
    She gave him everything. Ona her şeyi verdi.

  • both = her ikisi
    Çoğul bir anlam taşır ve fiilin çoğul haliyle kullanılır.

    Both are valuable rings. Her ikisi değerli yüzüklerdir.
    Both are too expensive for me. Her ikisi benim için çok pahalıdır.


    quantitive pronouns / nicelik zamirleri
    Bütün sayılar hem sıfat hem de zamir olarak kullanılabilirler.
    She has four books, l have two. (Onun dört kitabı var, benim iki var.)
  • One
    Sıfat olarak kullanıldığı zaman “bir” anlamını verir.
    She bought one kilo of apples. (Bir kilo elma aldı.)

    One bütün sayılar gibi zamir olarak da kullanılabilir.

    I brought two apples; take one. İki elma getirdim. Birini al.
    She is one of my best friends. En iyi arkadaşlarımdan biridir.


    Bu yapıda one yerine onun çoğulu kullanılmak istenirse some sözcüğü kullanılır.
    Did she buy hats? Yes, she bought some. (Şapkalar aldı mı? Evet, birkaç tane aldı.)

    One “bir kimse, insan” anlamını verir.

    One can finish it in two days. İnsan onu iki günde bitirebilir.
    One must obey the rules. İnsan kurallara uymalı.


    Bir cümlede ismi iki kere yinelememek için ikinci olarak geçeceği yerde isim yerine one, ismin çoğul olması durumunda ones kullanılır.

    He bought a blue hat, l bought a green one. O mavi bir şapka aldı, ben yeşili aldım.
    They prefer hot sandwiches to cold ones. Sıcak sandöviçleri soğuklarına tercih ederler.
    Big armchairs are more comfortable than small ones. Büyük koltuklar küçük koltuklardan daha rahattır.


    İsmin önünde belgili tanımlık the olması halinde bunların Türkçeye çevirisi aşağıdaki gibi olur.
    He bought the blue hat, l bought gren one. (O mavi şapkayı aldı, ben yeşilini aldım.)
  • some = biraz; birkaç, bazı
    Olumlu cümlelerde kullanılır. Hem sayılabilen hem de sayılamayan isimleri niteler.

    She brought a bottleof milk and gave me some. Bir şişe süt getirdi ve bana biraz verdi.
    They looked for cups and found some in the cupboard. Fincan aradılar ve dolapta birkaç tane buldular.
    Most of the questions were difficult but some were easy. Soruların çoğu zordu, fakat bazıları kolaydı.

  • any = hiç, herhangi bir
    Genel olarak some ile yapılmış cümleler soru veya olumsuz yapılırsa some yerine any kullanılır.

    He bought two kilos of apples but he didn’t give me any. İki kilo elma aldı, fakat bana hiç vermedi.
    I didn’t see any of the children. Çocukların hiçbirini görmedim.
    The peaches were on the table; did you eat any? Şeftaliler masanın üstündeydi; hiç yedin mi?
    Did you see any of the children? Çocukların herhangi birini gördün mü?


    Soruya olumlu bir yanıt verileceği umulduğu zaman soru cümlesinde some kullanılır.

    The cakes were on the table; did you eat some? Pastalar masanın üstündeydi; biraz yedin mi?
    Did he break some of the glasses? Bardakların bazılarını kırdı mı?


    Any sözcüğü ayrıca “hangisi olursa olsun, herhangi biri” anlamlarını da verir.

    All of them are useful. You can take any. Onların hepsi yararlıdır. Herhangi birini alabilirsin.
    She’ll accept any of the jobs. İşlerin herhangi birini kabul edecek.
    I recommend you any of them. Sana onların herhangi birini tavsiye ederim.

  • none = hiçbir, hiç

    None of them are good. Onların hiçbiri iyi değildir.
    Doris ate all the nuts. l ate none. Doris bütün fındıkları yedi. Ben hiç yemedim.
    “How many stories did you read?” “None” “Kaç hikâye okudun?” “Hiç.”
    We saw none of the girls. Kızların hiçbirini görmedik.

  • much = çok
    Zamir olarak da kullanılır ve sayılamayan bir ismin yerini tutar.

    You have a lot of water but I haven’t much. Senin çok suyun var, fakat benim çok yok.
    Did she give you much? Sana çok verdi mi?
    Do they learn much at school? Okulda çok öğrenirler mi?

  • many = çok
    Hem sıfat hem zamir olarak, yalnızca sayılabilen isimlerle kullanılır.

    Did Emma give you many of them? Emma size onların birçoğunu verdi mi?
    My daughter buys a lot of shoes but my son doesn’t buy many. Kızım çok ayakkabı alır fakat oğlum çok almaz.

  • all = hepsi
    Sayılamayan isimler veya sayılabilen çoğul isimlerle kullanılır.

    All are soldiers. Hepsi askerdir.
    We killed them all. Onların hepsini öldürdük.
    All liked the wine. Hepsi şarabı beğendi.


    Sayılamayan isimlerle kullanıldığında tekil anlamdadır.

    All the milk is in the bucket. Bütün süt kovadadır.
    We counted the money. All of it is in the bank’s safe. Parayı saydık. Hepsi bankanın kasasında.


    some/any + -one/-body/-thing
    Some ve any sözcükleriyle one, body, thing sözcüklerinin birleşmesinden oluşan sözcükler de some ve any için belirttiğimiz kurallar uyarınca kullanılırlar.

    There is someone in the room. Odada biri var.
    There isn’t anyone in the room. Odada herhangi biri (kimse) yok.
    Is there anyone in the room? Odada biri (kimse) var mı?
    They looked for somebody. Birini aradılar.
    They didn’t look for anybody. Birini (kimseyi) aramadılar.
    Did they look for anybody? Birini (kimseyi) aradılar mı?
    He put something in his pocket. Cebine bir şey koydu.
    He didn’t put anything in his pocket. Cebine bir şey koymadı.
    Did he put anything in his pocket? Cebine bir şey koydu mu?


    No + -one/-body/-thing
    No sözcüğü de one, -body, -thing ile birleşerek tekil anlamlı birer zamir meydana getirir. Verdiği anlam olumsuzdur.

    There is no one on the bus. Otobüste hiç kimse yok.
    I saw nobody in the park. Parkta hiç kimseyi görmedim.
    They gave me nothing. Bana hiçbir şey vermediler.
    Nothing is important for them. Onlar için hiçbir şey önemli değildir.
    Nobody drinks whisky here. Burada hiç kimse viski içmez.
    No one is late in our factory. Bizim fabrikamızda hiç kimse geç kalmaz.

  • A little = biraz
    Sayılamayan isimleri niteler.

    He brought a lot of fruit and gave us a little of it. Çok meyve getirdi ve bize ondan biraz verdi.
    Drink a little of this water. Bu sudan biraz iç.

  • Little = az, az miktar
    Sayılamayan isimleri niteler.

    I can’t give you any money. l have very little. Sana hiç para veremem. Bende çok az var.
    They haven’t enough food. They can give you very little. Yeterli yiyecekleri yok. Size çok az verebilirler.

  • a few = birkaç
    Sayılabilen isimleri niteler.

    There are no toys for the children. You must bring a few. Çocuklar için hiç oyuncak yok. Birkaç tane getirmelisin.
    They have no eggs, but we have a few. Onların hiç yumurtaları yok. Fakat bizim birkaç tane var.

  • few = az, az sayıda
    Sayılabilen isimleri niteler.

    Few of the students understood the questions. Öğrencilerin azı soruları anladı.
    I can’t give you any envelopes, there are so few left. Size hiç zarf veremem, çok az kaldı.

  • another = diğer bir, başka bir
    Tekil bir ismin yerini tutar.

    This cup is dirty, give me another. Bu fincan kirli. Bana başka bir tane ver.
    Don’t take this chair; l’ll give you another. Bu sandalyeyi alma; sana başka bir tane vereceğim.
    She sold another of her houses. Evlerinin bir diğerini sattı.

  • other = diğeri
    Other iki şeyden ikincisini işaret etmek için kullanılır.

    This window is open but the other is shut. Bu pencere açıktır, fakat diğeri kapalıdır.
    One of the cars was black, the other was red. Otomobillerden biri siyahtı, diğeri kırmızıydı.
    She’ll buy this dress; the other is too expensive for her. Bu elbiseyi alacak. Diğeri onun için çok pahalı.

  • others = diğerleri

    This ring is very cheap; but the others are expensive. Bu yüzük çok ucuzdur, fakat diğerleri pahalıdır.
    I can’t give you my camera. You can take the others. Sana fotoğraf makinemi veremem. Diğerlerini alabilirsin.
    This student is cleverer than the others. Bu öğrenci diğerlerinden daha akıllıdır.

  • else = başka

    We didn’t see Allen. We saw someone else. Allen’ı görmedik. Başka birini gördük.
    This ruler is too short. Give me something else. Bu cetvel çok kısadır. Bana başka bir şey ver.
    Is there anyone else in the house? Evde başka kimse var mı?
    Do you want anything else? Başka bir şey istiyor musunuz?
    I know nobody else there. Orada başka kimseyi tanımıyorum.
    She has nothing else in her bag. Çantasında başka bir şey yok.
    Don’t touch my pen. You can take everything else. Kalemime dokunma. Başka her şeyi alabilirsin.


    relative pronouns / ilgi zamirleri
    İngilizcede ilgi zamirleri whom, who, which, that, whose sözcükleri olup bunlar “ilgi cümlecikleri” (relative clauses) konusunda anlatılmıştır.

    what ilgi zamiri olarak
    İlgi zamirinin yerini tutacağı isim söylenmemişse what sözcüğü “-dığı/-diği şey” anIamında kullanılır.

    What he saw made him angry. Gördüğü şeyler onu kızdırdı.
    I don’t remember what I heard. İşittiğimi hatırlamıyorum.
    You can take what you want. İstediğini alabilirsin.

    Zamirler – Pronouns

    anyone kimse, herhangi bir kimse
    anything bir şey, herhangi bir şey
    both her ikisi
    everybody herkes
    everyone herkes
    everything her şey
    he o
    her onu, ona, ondan, onun
    hers onunki, onun
    herself kendisi, kendi, bizzat
    him onu, ona
    himself kendisi, kendi, bizzat
    his onunki, onun
    I ben
    it o
    its onun
    itself kendi, kendisi
    me beni, bana
    mine benim, benim ki
    my benim
    myself kendim, bizzat, ben
    nobody hiç kimse
    none hiçbiri, hiç kimse
    oneself kendi, kendisi, kendini, kendi kendine
    our bizim
    ours bizimki
    ourselves kendimiz, bizler
    she o
    somebody biri, birisi, bir kimse
    someone biri, birisi, bir kimse
    such öyle, şöyle böyle, bir kişi veya şey
    that şu
    theirs onlarınki
    them onları, onlara
    themselves kendileri, kendilerini, kendilerine
    they onlar
    this bu
    those şunlar
    thou sen
    us bize, bizi
    we biz
    what ne
    whatever her ne
    whatsoever her ne
    whichever hangisi ….. ise
    who kim
    whoever her kim …. ise
    whom kimi, kime, kimden, kimde
    whose kimin
    whosoever kim …. ise
    you siz
    you-all sizi
    your senin, sizin
    yours seninki, sizinki
    yourself kendin, kendiniz

 

Yorum Yap »