2. ŞİMDİKİ ZAMAN VE GENİŞ ZAMAN

Sedat Gündüz 13/02/2013 2

 l –     THE VERB “BE”

Sözcükleri rastgele bir araya getirerek cümle kuramayız. Cümle kurabilmemiz için mutlaka bir fiile ihtiyacımız vardır. “Be” fiili, “come, go, study, eat, become” vb. gibi asıl fiilimiz olmadığı zaman cümle kurmamızı sağlar.”Be” fiilinin şimdiki zaman ve geniş zaman biçimi aynıdır ve bu tense’lerle “am, is, are” biçiminde kullanılır.

 

Singular Subject Pronouns                         Plural Subject Pronouns

I am — You are — He/She/It is                   We are — You are — They are

I am always nervous before an exam. (general)

I am nervous now, because I’m taking an exam in half an hour. (now)

 

1-1    ‘Be’ fiilini asıl fiil olarak kullanabileceğimiz başlıca üç kalıp vardır:

a)   be + noun                          b) be + adjective              c) be + prepositional phrase

I am a teacher.                      He is tall.                                They are at home.

They are students.                 The world is round.              Jane is from England.

She is a Turk.                        They are intelligent.            She is at the bus-stop.

Today is Tuesday.                It’s very hot today.               We are in the classroom.

 

1-2   “Be”, yardımcı fiil olarak sürerlik bildiren tense’lerle de kullanılır.

I am writing now. / She is reading the newspaper. / They are listening to music

 


2-     THE PRESENT CONTINUOUS TENSE

2-1   FORM

Adsız


 

  • Olumsuz soruyu iki şekilde sorabiliriz.

Am I not trying to help you?     or     Aren’t I trying to help you?      

Are you not helping your mother?     or     Aren’t you helping your mother?

Is she not studying English?     or     Isn’t she studying English?

Are we not leaving for class now?     or     Aren’t we leaving for class now?

Are you not watching the film?     or     Aren’t you watching the film?     

Are they not having breakfast?     or     Aren’t they having breakfast ?                                                          

 

2-2   SPELLING OF  -ING

Adsız


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2-3   USE OF THE PRESENT CONTINUOUS TENSE

 Sonu -ee biçiminde biten fiiller -ing takısı alırken -e düşmez :  see-seeing,  agree-aareeing,  free-freeing

 

a)   Bu  tense  ile temel   olarak  içinde  bulunduğumuz arıda yapmakta olduğumuz eylemleri  anlatırız. Zamanı pekiştirmek için ise now, right now, at the moment, at present, still gibi zaman zarflan kullanırız.

Mother is in the kitchen now. She is cooking dinner.

— Where is your sister?    I think she is writing a letter in her room. Listen! They are talking about us. Can you hear what they are saying?

 

b)   Konuşmanın geçtiği sırada eylemi yapıyor olmasak bile, o sıralarda yapmakta olduğumuz işleri de bu tense ile anlatırız ve nowadays, these days, this term, this year, this month, this semestre, at the moment ( “şu sıralar” anlamında ) gibi zaman zarfları kullanırız.

— How many courses are you taking this term?

I’m taking five courses.

— I haven’t seen Peter recently. Have you?

— No, but I talked to him on the phone last Saturday. He is very busy these days.     He is redecorating his house by himself.

 

c)        Değişmekte olan durumları, olayları bu tense ile anlatırız.

“Everything is expensive. (Her şey pahalı.)” cümlesi, fiyatların o anki durumunu anlatır. Fakat,

“Everything is getting more and more expensive. (Her şey gittikçe pahalılaşıyor.)” ifadesi, fiyatların sürekli değiştiğini, yükseldiğini gösterir.

It is cold. ( Hava soğuk.)

It is getting colder. ( Hava gittikçe soğuyor.)

The economic situation in Turkey is very bad. (Türkiye’nin ekonomik durumu çok kötü.)

The economic situation in Turkey is getting worse. (Türkiye’nin ekonomik durumu gittikçe kötüleşiyor.)

 

d)       Bu  tense’i,   tomorrow,   next  week,   next  year,   next  summer  gibi gelecek zaman     zarflarıyla, gelecekte yapmayı planladığımız eylemleri anlatmak için kullanırız.

I’m meeting Ann next Saturday.

They are giving a party next month.            She is leaving Istanbul in two days.

Örneklerde görüldüğü gibi, cümle yapı olarak şimdiki zamana, anlam olarak ise gelecek zamana aittir. Aynı kullanım Türkçe’de de var olduğu için, bu cümleleri Türkçe’ye, gelecek zaman ya da şimdiki zaman yapısında çevirmemiz mümkündür. Son örneği Türkçe’ye şu şekilde çevirebiliriz:

İki gün sonra İstanbul’dan ayrılıyor. / İki gün sonra İstanbul’dan ayrılacak.

 


 

3-     THE SIMPLE PRESENT TENSE

3-1   FORM

 

 Adsız

 

Üçüncü tekil şahıs için ( he/she/it) fiil, olumlu cümlede -s takısı alır.

He reads a lot/She buys a newspaper regularly. / The cat drinks only milk in the morning.

Olumsuz cümlede ve sorada, yani “does”    ya da “doesn’t” bulunan cümlelerde fiil daima yalındır.

He doesn’t read a lot. / She doesn’t buy a newspaper every day.               Does the cat drink milk in the morning?

“have” fiilinin üçüncü şahıs biçimi “has” dir. Ancak, soruda  ve  olumsuz cümlede   fiilin yalın hali   ” have ” kullanılır.

Do you have a bath every day?

— Yes, I do. (I have a bath every day.)

Does your son have a bath every day?

— Yes, he does. ( He has a bath every day.)

— Does your father have breakfast in the morning?

— No, he doesn’t. ( He doesn’t have breakfast in the morning.)

 

3-2   USE OF THE SIMPLE PRESENT TENSE

a)        Bu tense ile. genelde yaptığımız işleri,  alışkanlıklarımızı anlatırız  ve  always, sometimes, never, often vb. sıklık bildiren zarfların yanı sıra, every day, every month, every year, every summer gibi zaman zarflarım sıkça kullanırız.

— What time do you usually get up?

I usually get up at seven o’clock.

— Does she always get up early?

Not always. She sometimes gets up very late.

— How often do you go to the cinema?

— I go to the cinema every weekend/once a week/twice a month/three times a year etc.

— How often does your brother write to you?

— He writes to me very often.

b)        Frequency Adverbs ( Sıklık bildiren zaman zarfları)

 Adsız

Yardımcı fiil bulunmayan olumlu cümlelerde    bu    zarflar asıl    fiilden önce, yani özne ile yüklemin arasında yer alır.

She always sings in English. / I sometimes feel depressed. / They seldom go to the theatre.

Bu zarflar am, is, are  dan sonra gelir.

I sometimes go to work late. / I am sometimes late for work.

  • Sıklık bildiren zarfların olumsuz cümledeki yeri değişiktir. Always daima olumsuzluk eki not dan sonra gelir.

I don’t always get up early. /She doesn’t always study very hard.

They aren’t always late for class.

  • frequently, sometimes ve occasionally  olumsuzluk ekinden önce gelir.

I sometimes don’t want to be with people. /She frequently doesn’t want to study.

They sometimes aren’t ready on time. /She occasionally isn’t polite to the people around.

NOTE: Birinci tekil şahıs için bu kural geçerli değildir. Zarf, yardımcı fiil ‘am’ ile ‘not’ arasında yer alır.

I’m sometimes not patient enough with children.

  • usually, generally ve often her iki durumda da kullanılır.

They usually don’t go out in the evenings. /They don’t usually go out in the evenings.

We often don’t turn on the television. /We don’t often turn on the television.

They generally aren’t awake till 11a.m./They aren’t generally awake till 11a.m.

  • rarely, seldom, hardly ever, almost never ve never olumsuz cümlede kullanılmaz. Bu zarflar sadece olumlu cümlede kullanılır, ancak olumsuz bir anlam taşır.

I hardly ever go to the theatre.  ( Tiyatroya hemen hemen hiç gitmem.)

He almost never goes to work in his own car. (İşe kendi arabasıyla neredeyse hiç gitmez.)

I’m hardly ever nervous before an exam.  ( Sınav öncesi neredeyse hiç heyecanlanmam.)

She never comes to her appointments on time. = She is never on time for her appointments.
( Randevularına asla vaktinde gelmez.)

  • Olumlu   anlam   taşıyan sıklık   zarflarını   (usually, generally, often, frequently, sometimes and occasionally) dilbilgisi kurallarına uygun bu kullanımlarının yanı sıra, cümlede vurguyu artırmak için, cümlenin başında da kullanabiliriz. Özellikle sometimes bu şekilde çok sık kullanılır.

 

Sometimes I get angry easily.

Occasionally I don’t need to get up early.

Usually they spend too much money on luxuries.

NOTE:  always bu şekilde cümle başında yer almaz.

  • Olumsuz anlam taşıyan sıklık zarflan (rarely , seldom , hardly ever, scarcely ever and never) cümlenin başına geldiği zaman cümle devrik olur.

I never eat fish.                                                    Never do I eat fish.

He rarely smokes.                                                Rarely does he smoke.

You seldom make mistakes.                             Seldom do you make mistakes.

She scarcely ever visits us.                                 Scarcely ever does she visit us.

  • ever olumlu veya olumsuz soruda kullanılır ve ‘hiç’ anlamını verir. Olumsuz cevapta ‘hiç’ demek için ‘do not everyerine ‘never’ kullanılır.

— Do you ever smoke?                                 — Don’t you ever help your mother?

— No, I never smoke.                                    — Yes, I help her when I have time.

 

c)        Doğa kanunlarını, her zaman geçerliliği  olan doğruları ve  genellemeleri bu tense ile ifade ederiz.

Diamond is a precious stone. /Water consists of oxygen and hydrogen.                  The world revolves round the sun. /Plants need water in order to grow.          Water boils at 100° C. /Wood floats in water but iron sinks.

 

d)         ‘What do you do?’ sorusu    kişinin    neyle uğraştığını, işini sorar. Yani ‘What is your Job/occupation? sorusu ile aynı anlamdadır.

— What do you do?                                       — What does your father do?

— I’m a teacher.                                              — He is an accountant.

‘What do you do?’ sorusunu bir zaman zarfıyla kullanırsak, ‘sözü edilen zamanda ne yaparsın’

anlamına gelir.

— What do you do at the weekends?         — What does your father do in the evenings?

— I usually meet friends.                              — He reads his newspaper or watches television.

 

e)            Why don’t you…………..? kalıbı birine öneri getirirken kullanılır.

— I have a headache.                                    —We have nothing to eat at home.

— Why don’t you take a tablet?                  — Why don’t we go out for dinner?

NOTE:     “Why don’t you get up early in the mornings?I can’t, because I usually go to bed late.” ifadesinde, “Why don’t you ……….?”gerçek bir soru özelliği taşır ve kişi yanıt verilmesini bekler. Ancak:”I’m too tired.Why don’t you lie down and rest?” ifadesinde, “Why don’t you ……….?” yapıolarak soru olmasına karşın, kendisi bir yanıttır ve öneri getirir.

 

 

 

f)    Sinema, tiyatro gibi etkinliklerin başlama ve bitiş saatlerini, ders programlarını ya da uçak, tren, otobüs tarifelerini belirtirken, geniş zamanı gelecek zaman anlamıyla kullanabiliriz.

The buses start at 6 a.m. and stop at 12 p.m. every day. (simple present)

The train to Ankara leaves at 9 a.m. tomorrow and arrives there at 6 p.m.     (future)

Our classes usually begin at 9 and finish at 12. (simple present)

My class begins at 9 tomorrow and finishes at 12. (future)


 

4-  THE SIMPLE PRESENT or THE PRESENT CONTINUOUS

Şimdi bu iki tense’i karşılaştıralım.

 

a)        Konuşmanın geçtiği anda ya da o sıralarda yapmakta olduğumuz işleri Present Continuous ile (I am doing) ; genelde yaptığımız işleri, alışkanlıklarımızı ise Simple Present ile (I do ) anlatırız demiştik.

Father is in his room now. He is resting. (now)

Father always rests in his room in the afternoon. (simple present)

I want to concentrate on my studies. That’s why I’m not playing volleyball this year.

I usually play volleyball at the weekend. I don’t play on weekdays.

b)        Bazı fiiller sürerlik bildiren tense’lerle (I am doing, I was doing, I have been doing. etc.) kullanılmazlar. Bu fiiller, konuşma sırasında bizzat yapılmakta olan bir eylem (action) bildirmezler, durum ifade ederler.

“I’m writing now.” ifadesinde, write fiili bir eylem bildirir. Yani benim şu anda yapmakta olduğum bir işi ifade eder.

“I know English.” ifadesinde ise know fiili bir eylem bildirmez. Yani, kişinin yapmakta olduğu bir işi değil,statik bir durum bildirir.

Durum bildiren fiillerin şimdiki zaman ve geniş zaman için kullanımları aynıdır.

When I get up in the morning, I want to drink something immediately.              (simple present)

I’m very thirsty. I want to drink something. (now)

People need money in order to live. ( simple present)

 I need some money. Can you lend me some? ( now )

 

PROGRESSIVE (CONTINUOUS) TENSE’LERLE KULLANILMAYAN FİİLLER

Adsız

*Yanında yıldız olan fiiller, farklı bir anlamı taşıdıkları zaman, sürerlik bildiren tense’lerle kullanılırlar.

 

NONPROGRESSIVE ( DURUM BİLDİREN)   or   PROGRESSIVE ( EYLEM BİLDİREN )

  • think    ‘sanmak, zannetmek’    anlamındaysa progressive tense’lerle kullanılmaz; ‘düşünmek’ anlamındaysa kullanılır.

I think she is a student.

I think they will visit us next week.

I’m thinking about going abroad next year.

She isn’t, listening to the lesson now. She is thinking about her family.

 

  • see   ‘görmek’ anlamındaysa ‘ -ing’ almaz; ‘görüşmek ‘ anlamındaysa ‘ -ing ‘ alır.

Right now, I’m looking out of the window. I see a lot of cars in the street and lots of people.

The doctor is seeing his patient now.

The manager is seeing one of the applicants now.

 

  • smell ‘kokmak’ anlamındaysa ‘ -ing’ almaz; ‘koklamak’ anlamındaysa ‘ -ing’ alır.

This perfume smells very nice.

These flowers smell awful. I can’t keep them in the kitchen.
Look! Mother is smelling the flowers.

  • have *     sahiplik bildiriyorsa, progressive tense’lerle kullanılmaz. Ancak, başka bir sözcükle birleşip eylem bildiriyorsa kullanılır.

Sorry, I can’t lend you any money, because I don’t have much now.               She has two brothers.

She is having breakfast now:

Father can’t come to the phone. He is having a bath right now.

  • taste   Bir nesnenin tadından söz ediyorsak ‘-ing’ almaz: ‘tadına bakmak’ anlamındaysa alır.

This soup tastes awful. I can’t eat it. (Çorbanın tadı berbat.) The dinner looks bad but tastes delicious.

(Yemeğin görüntüsü kötü ama tadı güzel.)

What are you doing here in the kitchen?         I’m tasting the meal.

  • feel      Bir   nesnenin   bize   verdiği   duyguyu   ifade   ediyorsa   ya   da   ‘sezinlemek,   ummak’ anlamındaysa  ‘-ing’  almaz.

This pillow feels very hard. (=This pillow is very hard. /Bu yastık çok sert.)

I feel something bad will happen.

(Kötü bir şeylerin olacağını hissediyorum/sezinliyorum.)

‘hissetmek’ anlamındaysa ‘ -ing ‘  alabilir.

I feel better today, = I’m feeling better today. ( Bugün kendimi iyi hissediyorum. )

  • look     ‘gibi görünmek’ anlamındaysa ‘ -ing ‘  almaz; ‘bakmak’  anlamındaysa   ‘ -ing ‘  alır.

You look ill. You’d better go home and take a rest. That ladder doesn’t look safe.

Why are you looking out of the window? Is there something interesting?

I’m looking at you carefully but I don’t understand what you are trying to do.

 

* Sahiplik bildiren ‘have, has’ ‘ have got, has got ‘ biçiminde de kullanılır.

 Adsız

  • appear  ‘gibi görünmek’ anlamındaysa ‘-ing’ almaz:  ‘ortaya çıkmak’ anlamındaysa ‘-ing ‘ alır.

The teacher appears to be in a bad mood today.        She appears to be bored with the film.

Look! Ali is appearing from where he has hidden.

  • weigh    Bir nesnenin ağırlığını söylerken  ‘-ing’  almaz; ‘tartmak’  anlamındaysa  ‘-ing’  alır.

The baby is getting fatter. She weighs six kilograms. The butcher is weighing the meat now.

  • be         ‘be’   fiilinin present biçiminin am, is, are   olduğunu ve ‘şimdiki zaman’  ve ‘geniş zaman’ için aynı biçimde kullanıldığım daha önce ifade etmiştik.

I am hungry. I want to eat something.  (now)

When I am very tense, I prefer to have a walk to relax.    (general)

‘be’    fiili, konuşmanın geçtiği sırada bir değişimi vurguluyorsa, bazı sıfatlarla Şimdiki Zaman yapısıyla  ( am/is/are being) kullanılır.

‘You are very rude.’  (Çok kabasın.)   ifadesi kişinin genelde kaba biri olduğunu belirtir.

‘You are being rude.’ (Kabalaşıyorsun.)    ifadesi ise kişinin konuşma sırasında kaba davrandığını belirtir. ‘Kabalık’ genel bir özelliği olmayabilir.

 

c)         ‘live’   fiili ile sürekli oturduğumuz yeri ifade ediyorsak, geniş zaman kullanılır.

— Where do you live?                                             — Where do your parents live?

— I live in Istanbul.                                                 — They live in Germany.

Ancak, geçici olarak ikamet ettiğimiz yeri şimdiki zamanla belirtiriz.

I moved to Istanbul only two weeks ago, and I’m living with my relatives for the time being.



[ ELS Yayınlarından alıntıdır. elsyayın.com ]


2 Yorum Var »

  1. isimsiz 20/03/2013 at 7:44 PM - Reply

    dostum birbirimizi tanımıyoruz ama senin cennet ihtimalini daha önce tanışık olduğun herhangi birinin benim kadar arttırabileceğine inanmıyorum ne derece dua ediyorum sana sen tahmin et :) siten bi harika ingilizce hakkında kafama takılan her şey burada-neredeyse- :) emeklerine 100 binkez teşşekkürler dostum kendine iyi bakacağını umut ederim .

  2. emre 04/03/2014 at 7:02 PM - Reply

    valla ben girdim ödevimi yaptım

Yorum Yap »